Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet

Yaşantımızı zehirleyen kandırmacalar!

TBMM Genel Kurulu’nda 2020 yılı Bütçe Kanunu teklifi üzerine konuşan AKP Milletvekili Nurettin Canikli’yi dinleyince “acaba biz başka bir ülkede mi yaşıyoruz?” hissine kapıldım.

Vatandaşın “açız aç” isyanları kulakları tırmalar ve yoksulluk nedeniyle intiharlar artarken, bir milletvekilinin hararetle, insanlara “çoban kulübesinde padişah rüyası gördürmeye çalışması çok acıklıdır ve “ yaranma” duygusunun vicdanların önüne geçtiğinin de kanıtıdır.

Sayın Canikli 17 yıldır geliştirdikleri öyle refah unsurları anlattı ki, madem gökten bu kadar altın yağdı peki bizim başımıza neden taş düştü diye düşünmeden edemedim.

Örneğin 17 yıldır, 10 milyon konut üretilmiş ve 10 milyon aileye satılmış. 11 bin 850 adet taşıt, 197 milyon adet bilgisayar, tablet, cep telefonu gibi akıllı cihaz satılmış, milli gelir 3 bin 400 dolardan 10 bin dolara çıkmış ve bunlar refah unsurlarıymış.

Sayın Canikli bunları söylerken, vatandaşın ne kadar borçlandırıldığını ise hiç söylemiyor.

O övündükleri 10 bin dolar milli gelirden vatandaşın pay alamadığına, gelir dağılımındaki devasa adaletsizliğe hiç değinmiyor.

Yahu asgari ücretin 2.020 lira olduğu bir ülkede 10 bin dolar milli gelirden söz etmek ve bununla övünmek ne demek? Bugün 10 bin dolar gelirden bahsedebilmek için net 5 bin lira aylık ücret elde etmek gerekiyor.

Sorarım hangi emeklinin, hangi dul ve yetimin, hangi asgari ücretlinin aylık 5 bin lira gelir var?

AKP’nin büyümesi, yağmur yağdırmayan gök gürültüsü gibi, rahmeti bereketi yok ama gürültüsü çok.

İki şey gübre gibidir; para ve bilgi! Ancak saçıldığında yararı olur.

Milletvekili gibi dünyanın maaşını al, erkenden emekli ol. Birinci sınıf sağlık hizmeti olanağı elde et. Sonra işsizliğin % 20 lere ulaştığı bir ülkede, masal anlatır gibi, “17 yıldır Türkiye’de refah unsurlarını artırdık” de dur.

Bizdeki zenginlik ayrıcalıklı bir kesimin kapalı kapılar arkasında paylaştığı bir ganimet gibi.

Habbeyi hubbe yaptığım sanılmasın. Her şey ayan beyan ortada…

İnsanlar işsiz, aç, yoksulluk sınırında yaşıyorlar ve sayıları hiç az değil.

Ama AKP’nin en aklı başında olan bir milletvekillerinden birisi çıkıp öyle bir tablo çiziyor ki, insan üzülüyor.

***

Sayın Canikli daha sonra Kanal İstanbul’un Türkiye’ye 6 milyar dolar para kazandıracağını ifade ediyor, göz boyuyor, çevre duyarlılığı olmayan bir projeye masumiyet kazandırmaya çalışıyor.

Gerekçesine bakar mısınız?

Montrö Antlaşması gereğince Boğazlardan ücretsiz geçen ve 13 bini tanker olan 50 bin gemi Kanal İstanbul’dan geçecekmiş.

Pes doğrusu!

Boğazlardan serbestçe, hiçbir müdahale olmaksızın, kılavuz alma zorunluluğu olmayan ve bir ücret talep edilmeyen gemiler Kanal İstanbul’dan geçecekmiş.

Niye?

Bu ülkeler ve gemi sahiplerinin akılları yok mu? Boğazdan ücretsiz geçiş hakkına sahipken, neden Kanal İstanbul’u kullansın?

Ne yapacaksınız? Statüsü Montrö Antlaşması ile çizilen Boğazları geçişe mi kapatacaksınız? Yunan ve Rum gemilerine boğazlardan değil, Kanal İstanbul’dan geç mi diyeceksiniz?

Böyle altı boş gerekçeyle mi Kanal İstanbul’a masumiyet kazandırılacak?

Eğer ideolojik bir körlük yaşamıyorsanız ve birkaç milli konuda “asarım”,  “keserim” hallerinden “ hay hay” noktasına geldiğimiz göz önüne alındığında, bunun olanak dışı olduğunu hemen anlayabiliyoruz.

Acaba bu tipteki altı boş ve Sayın Vekilin dediği gibi “ete kemiğe bürünmemiş” söylemler toplumda prim yapar mı?

***

Tamam, kabul! Yıllardır bizi değil kendi ikballerini düşünen politikacılar yüzünden Arafat’ta soyulmuş hacıya döndük.

Fakat geç de olsa, yaşantımızı zehirleyen şeyin bu kandırmacalar olduğunu sonunda öğrendik.

Ya da en azından ben öyle sanıyorum!

İlgili Yazılar

Asırlık konak Zile Belediyesi kültür ve sanat evi olarak hizmete açıldı

TOKATtan Haber

Sokak hayvanları unutulmadı

TOKATtan Haber

2. Okuma Kültürü ödül töreni

TOKATtan Haber

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.