Editörün Seçtikleri Manşet Tokattan

Vekil Özlem Hanımın kudreti

Daha önce Tokat’ın bir köyünde üst perdeden konuşup, köylülere köylerinde ayar vermeye kalkınca… köyün ahalisi tepki göstermiş…

Kendilerini eleştiren köylüler ve bir azasına, “terörist” diye “haddinizi bileceksiniz” diyerek bağırmış…

Ama köylüler bu bu dil ve üsluba sert tepki gösterince de kaçar gibi köyü terk etmişti…

Ak Parti Tokat Milletvekili Özlem Zenginden bahsediyorum…

Çokça sesini duydum medyada… çokça sert konuşmasına, çokça siyasi mücadelesine şahit oldum…

Ama gelin görün ki..; Tokat’a yönelik tek mücadelesine şahit olmadım…

Yanılıyorsam düzeltirsiniz…

Kadın ama..; bir kadına göre oldukça kaba…

Siyaset yapış şekli bir kadına göre oldukça hoyrat ve çirkin…

Ülkenin en önemli tarihçilerinden Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in Tokat’ta okuyucuları ile buluşup yapacağı söyleşi ve kitap imza programını iptal ettirmesi ve adeta Tokat’tan kovdurması hala taze sayılır hafızalarımızda..

Neden kovdurmuştu peki…?

Değil mi..; sayın Şimşirgil muhafazakar bir Profesör… Ak Parti gibi din üzerinden siyaset yapan partilerin sevdiği türden…

Tokat’tan kovdurdu çünkü; Prof. Şimşirgil İstanbul Sözleşmesine karşıydı… Bu sözleşmenin Türk aile yapısını tahrip ettiği yönünde tezler öne sürüyordu…

Özlem Zengin ise ateşli bir İstanbul Sözleşmesi savunucusuydu… Ve medya üzerinden Zengin ve Şimşirgil tartışması yaşanıyordu…

İşte o görüş ayrılığına dayalı tartışmanın taraflarından biri olan Özlem Zengin, tartışmayı bel altı denebilecek… sırttan vurma diye adlandırabilecek bir alana taşıdı ve ünlü profesörün Tokat söyleşisini siyasi gücünü kullanarak iptal ettirdi… adeta onu Tokat’tan kovdurdu…

Bu dahi Özlem Zengin’in ne kadar kindar olduğunu… O kininden dolayı neleri yapabileceğini göstermesi açısından yeterince sağlam bir örnekti aslında…

Söyleşi Tokat Kitap Fuarındaydı….

Tokat Belediyesinin gayet başarılı ve kentin adını iddialı şekilde ülke gündemine taşıyan kıymetli bir etkinlikti…

Ama Özlem Zengin’in hırsı ile bir anda adeta kana bulandı…

Kana bulandı çünkü…; vicdan, adalet, hoşgörü, mertlik… ve dahi ahlak, tabiri caizse; sırtlarından bıçaklandılar…

Özlem hanımefendi intikamını alacak diye; fuarın adı bir anda başka şekilde anılmaya başlandı…

Gölgelendi… Kirlendi…

Kin ve öfkesinin sonucu hissettiği intikam duygusunu, Tokat’ı kullanarak hayata geçirmekten çekinmemesi de üzerinde kitaplar yazdıracak kadar derin bir konudur aslında…

Ondan önce; ilçelerimizden birindeki bir hastanenin müdürünü görevinden almak için yoğun baskı bırakmadığını duymuştum…

Müdürün dürüst olduğunu sadece hastane personeli değil, Tokat’taki bürokratlar da söylüyordu…

Ama baskı üsttendi…

Gelen iddialara göre; baskının arkasındaki isim yine Özlem Zengin’di…

Bilirsiniz bu tür şeylerin belgesi olmaz… Resmi olmayan bilgi, iddia ve sonuçları olur…

Sonuçta aldılar da…

Görevden alınmak istenen müdürün eşi ağır şekilde kanser hastasıydı…

Ve o günlerde Ankara’ya götürülmüş… kemoterapi gibi ağır tedaviler görüyordu…

Bir de bu eşine yapılanlar iyice yıpratmıştı kendini…

Bir fırsatını bulup, telefonla Milletvekili Özlem Zengin’e ulaşmıştı…

Bir kadın olarak, kendini anlayacağını ve ailesini bu baskıdan Zengin’in kurtaracağını düşünüyordu…

Ama Zengin, kendisinden yardım isteyen o kadını, öyle bir azarladı, öyle sözler söyledi ki; kadın iyice perişan oldu…

Neyse; Aldılar o müdürü görevden….

Eee..; seni güçlü siyasetçiye karşı, hasta yatağındaki eşinin çırpınışları kurtarır mı…?

Çocukların okuyormuş, borçların varmış bakar(lar) mı…?

O ilçedeki bir sözleşmeli müdür ve eşi hırpalanırken, Niksar’da ise Özlem hanımın akrabasına kadro olmamasına rağmen alan açtırılıyor… Devlette işe girmesini sağlanıyordu…

İşte bu derece güçlüdür, kudretlidir sayın Zengin…

Eğer bu gücü, bazı değerler ve prensipler ışığında değil, sadece kendi menfaat ve egona dayalı yaparsan, o güç yarı tanrılık iddiası gibi bir noktaya gelir…

Özlem hanım da gördüğünüz gibi; istediğinden alıyor mevkiyi makamı, nimeti… istediğine veriyor…

Sonra o köyümüzde, köylülere haddinizi bileceksiniz gibi, terörist gibi kelimelerle bağırdığı… ve köylülerin tepkisiyle köyden kaçar gibi ayrılmak zorunda kaldığı bilgisi gelmişti…

Bu olaylar ilk aklıma gelenler…

Sayın Zengin böyle davranmanın faydalarını da görüyor aslında…

Tokat’ta adeta astığı astık, kestiği kestik…

Siz mesela… Siz böyle güçlü ve kudretli bir ismi karşınıza almak ister misiniz…?

Alırsanız başınıza neler geleceğinin, nerede neyle karşılaşacağınızı bilebilir misiniz…?

Neyse..; Zengin’in ismini,  Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifinin elinin kolunun bağlanması olayında tekrar duymaya başladım…

Onun için geriye dönük bu hatırlatmaları yaptım…

Çünkü bu hatırlatmalarla fotoğraf ve o fotoğrafta Özlem hanımın rolü daha anlamlı bir hale geliyor..

Kooperatife 7 müfettiş gönderilmiş…

Tek bir yolsuzluk bulamamışlar…

Usulsüz işler var…

İsnat ettikleri usulsüzlükler ise; üye ve ortaklık vasfı taşımayacak kişilerin, kooperatife üye kaydedilmesi gibi eften-püften şeyler..

Hamza Yerlikaya’nın sahte diploma ile hem cumhurbaşkanı başdanışmanı, hem bakan yardımcısı, hem Vakıfbank’a yönetici yapılması… o sahte diploma ile 3 yerden büyük maaşlar alması… diplomasının sahte olduğu ortaya çıkmasına rağmen o yönetimlerdeki görevlerine devam ettirilmesi yanında yeminle söylüyorum, adı esamesi okunmayacak teknik eksiklikler..

Ama bir Yerlikaya’nın yönetim görevi düşmedi… 68 bin üyeli kooperatifin yönetimi düşürüldü…

Çalma yok… çırpma yok…

Yine de düşürdüler yönetimi…

Yönetimi düşürmekle kalmadılar… yeniden seçime gitmelerini engelleyerek, 68.000 çiftçi üyeli kooperatifin ellerini kollarını bağladılar…

Yönetimden düşen Yalçın Bekler müdür baktılar…

Baktılar hala Amasya’da oy hakkı var… Tokat çiftçisinin hakkını koruyabilir.. sürdüler Samsun’a…

Böylece; kırdılar son tutunacak dallarını da…

Bırakın vatandaşları; Tokat’taki ne iktidar ne muhalefet siyasetçileri, oradaki konuya elini uzatamıyor… ağzını açıp konuşamıyor…

Soru soramıyor…

Özlem hanım zamanında gücünü göstermese, sindirebilir miydi neredeyse koca bir memleketi…?

Geçen Tokat’taki bir STK başkanını aradım…

Dedim ki; “açıklama yapın… vermeyin sarı öküzü.. verirseniz; tüm STK başkanları ve STK’lar olarak operasyona açık hale gelirsiniz… Bir gün o güç sizden bir şey ister ve yapmazsanız, başınıza geleceği peşinen kabul etmiş olursunuz… Memleketin zararına da bir şey istense mecbur yapmak zorunda kalırsınız… vermeyin sarı öküzü…”

Dedim ama; hala tık yok… Gık yok…

Zaten şu an hali hazırda onlardan, memleketin zararına bir şey isteniyor …

Daha doğrusu memleket zararına bir şey dikte ediliyor…

Deniyor ki; “bu konu memleketin zararına olabilir ama açıklama yaparak itiraz etmeyin..”

Onlar da etmeyerek, bir anlamda; hem kendilerine, hem memleketlerine ihanet etme durumu ile karşı karşıyalar…

Ama bunu nasıl açıklayacaklar… ihanetin korkmak gibi haklı gerekçesi olur mu…?

“Koltuğumu korumak için yaptım” gibi bir savunması olur mu onu ileride muhataplarına sorarız…

Muhalefet partileri de aynı şekilde…

Onların il başkanları ve il yönetimleri de korkuyor olmalı…

Onlar da her şeyi biliyor ama gık diyemiyorlar…

Neyse…; yazı çok uzadı…

Daha önce yazdım ama;

– Tokat’taki bu olayın Amasya Şeker Fabrikası ile… ve 10 gün içinde yapılacak genel kurul ile alakası ne…?

– Fabrika ve çiftçi kooperatiflerinin içinin boşaltılmaya çalışıldığı iddiası neye dayanıyor…?

– Bunun Turhal pancar Ekicileri Kooperatifine yapılan operasyonla ne alakası var…?

– Bu operasyonun Amasya’daki siyasi aktörü kim, Tokat’ta ki siyasi aktörü kim… Amasya’daki siyasi ile Tokat’taki siyasi arasındaki ortak nokta ne…? gibi sorulara da, gelişmelere göre; önümüzdeki günlerde cevap arayacağım…

Kemal VANLI

KAYNAK: Tokattan.com

İlgili Yazılar

Başkan Özcan’dan Niksar yerel gazetecileri buluşması

TOKATtan Haber

Bilinçsiz seçmen sorunu!

TOKATtan Haber

Koronavirüs toplantısı

TOKATtan Haber

Yorum Yaz