Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet Tokattan

CHP’li küskünler nereye koşuyor?

Bugünlerde gazete okumak çadır tiyatrosu seyretmek gibi… TV izlemek de öyle.

Tiyatronun oyuncuları da, kıymeti kendinden menkul siyasetçiler.

Sicili pek parlak olmayan Türk siyaseti, günümüz siyasetçileri eliyle şimdilerde çadır tiyatrosuna döndü.

Buyurun size muhalefetten örnek…

CHP’den çıkarılan (ihraç edilen) Bağımsız Ardahan Milletvekili Sayın Öztürk Yılmaz “Yenilik Partisi” ni kurdu.

Öztürk Yılmaz’ın bu girişimini şaşkınlıkla ve gülümseyerek izlerken, şimdi de CHP il başkanlığı, dile kolay 4 dönem milletvekilliği, TBMM Grup Başkanvekilliği yapan, Cumhurbaşkanı adayı gösterilen ancak tüm bunlara karşın partide muhalefet yapma alışkanlığından hiç vazgeçmeyen Sayın Muharrem İnce’ nin de parti kurma çalışmalarına başladığı yolundaki haberleri şaşkınlıkla izliyoruz.

Hani “kişi ne zaman kendini bir şey zannetmeye başlarsa, hiçbir şey olmama yolunda ilk adımı atmıştır” diye bir söz var ya, sanki bu vekiller için söylenmiş.  

Şahsen  “Kim köşe kadısı, kim dana bostanı olacak”  derdim değil!

Ama ülkenin geleceğini değil de, kendini kurtarmaya çalışan bir milletvekili ancak siyasetin gücü ve büyüsüyle kendisini böylesine aldatabilir, sade bir yurttaş olarak işte buna üzülüyorum.  

Tamam, uzunca bir süredir, özü pas geçen açıklamalara, etkisiz muhalefete tanık oluyoruz.

Ancak, muhalefetteki sorumlu bir siyasetçiye, zamanı ıskalamak değil, mensubu olduğu partide eylem birliğini sağlamak, yanlış giden bir şeyler varsa bunu düzeltmek için yılmadan ve şahsi çıkar beklentisine girmeden uğraşmak, bu yolda çaba göstermek ya da istifa etmek yakışır.

Sürekli değişimden bahseden ama sıra kendilerine gelince değişime direnmekte sakınca görmeyen bu vekiller, düşen kar tanelerinin oluşturduğu çığdan kendilerini sorumlu tutmayıp, sürekli başkalarını eleştirerek ya da suçlayarak yol almaya çalışıyorlar.

Tıpkı kendisi çıplakken başkasına elbise dikmeye çalışan terzi gibiler.

Elbette CHP düşünsel alanına sahip hiçbir kimse, bu vekillerin katılımcı ya da savunucu rollerini terk edip, genel başkanlarını koşulsuz desteklemelerini beklemez.

Ancak doksan altı yıllık geçmişi olan demokratik cumhuriyete yaşlı ve yetersiz muamelesi çekerek rafa kaldırmak isteyen siyasal erke yarayabilecek bir girişim de sol kanatta kabul görmez.

Bu parti kuran ya da parti kurma hazırlığında olan vekillerin açıklamalarına bakınız, hemen hepimizin ezbere bildiği şarkıların çalındığı bir gramofon gibiler.

Bunu nerden anlıyorum? Sayın Muharrem İnce’nin açıklamalarından…

Neymiş, Türkiye’nin gidişatından memnun değilmiş. Cumhuriyet’in kazanımları yok oluyormuş, iktidardan da, muhalefetten de memnun değilmiş, Türkiye’ye yeni bir çıkış yolu lazımmış, birinci parti olma iddiasıyla yola çıkıyorlarmış,  ‘Dostlarla, ittifaklarla’ değil, kendi partisiyle birinci olmak, Türkiye’yi yönetmek istiyormuş.

E biz de bunlardan memnun değiliz ve şikâyetçiyiz. Ancak, girdiği Cumhurbaşkanı seçimini dahi yönetemeyen birisinin bunlara çözüm getireceğine ve Türkiye’yi yönetebileceğine inanmamızı beklemesi bir hayalden öteye geçmez.

CHP’nin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, partinin aldığı kimi kararlara karşı savaşan ve teşbihte hata olmaz, partideki hizipçi çıkışlarıyla gagalayamayan karganın durumuna düşen bu vekiller,  hangi görüşleriyle CHP’ den farklı olacaklar ve ne elde edecekler?

Örneğin partilerini kurdular, teşkilatlarını tamamladılar ve 2023 genel seçimlerine katılacaklar. Nasıl?

Bir ittifakın içinde mi yer alacaklar, yoksa herhangi bir ittifakın içinde yer almadan tek başlarına mı seçime katılacaklar?

Bu partileri kuran CHP’ye küskün veya CHP’den ihraç edilen vekiller tek başlarına girdikleri bir seçimde büyük bir hüsrana uğrayacaklarını bilmiyorlar mı? Biliyor olmalılar.

Bu vekillerin hiç birisi kendisini rahmetli Bülent Ecevit’le ve kurduğu DSP ile kıyaslamamalıdır!

Bağımsız Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın kurduğu “Yenilik Partisi” ni için olmasa da, daha şimdiden Sayın Muharrem İnce’ye gaz vermeye başladılar. Güya İsimlerini vermedikleri iki ayrı kamuoyu araştırma şirketi, yapılan anketlerde Sayın Muharrem İnce’ye “oy veririm” diyenlerin oranının yüzde 7 ile 9,5 arasında olduğunu söylüyormuş. Duy da inanma!..

Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı seçimlerinde aldığı oyu alabileceğini sanıyorsa çok yanılıyor?  Böyle deneyimli bir siyasetçinin egosuna yenik düşerek ya da şimdilik bizim bilmediğimiz gizli nedenlerle kendisini böylesine aldatması şaşırtıcı değil mi? Sayın İnce’nin yakın çevresi ve CHP küskünleri dışında hangi CHP’li ya da kararsız seçmen kendisine oy vererek, AKP’ye hizmet edecektir?

Mevcut genel başkandan, uygulamalarından, aldığı kararlardan ve yürüttüğü muhalefetten hoşnut olmayan CHP’liler dahi, AKP’ye yarayacak bir girişimin içinde olabilirler mi?

Amaç bir ittifakın içinde yer almak mı? Öyleyse hangi ittifakın içinde yer alacaklar?

Bu partiler CHP’nin içinde yer aldığı Millet İttifakı içinde seçime gireceklerse, bu, CHP’ nin içinden çıkarak oluşturdukları kendi varlıklarını inkâr etme anlamı taşımayacak mı? Kaldı ki bu ittifaka kabul edilecekler mi o da kuşkulu…

Yok, kurduğu partiyle Cumhur İttifakı içinde yer alacaksa, memnun olmadığını ifade ettiği siyasal iktidarın destekçisi olmayı içine nasıl sindirecek? Ya da bu ittifakın içinde yer alarak hangi kazanımları elde edecek?

Goethe “Davranış; kendi imajımızı sergilediğimiz bir aynadır” diyor. Seçmenler Sayın İnce’nin davranışlarıyla sergilediği imajını uzun süredir ve üzülerek bu aynada seyredip, TBMM Grup Başkanvekilliği sırasındaki iktidara yüklendiği o ateşli günleri ile anımsıyor ve şimdiki hallerine bakıp acı duyuyor.

Madem konumuz küskün siyasetçiler, yazımızı da bir siyasetçi; rahmetli Alpaslan Türkeş’ e ait olduğu söylenen bir sözü ile bitirelim.

“Dalından kopan yaprağın kaderini rüzgâr tayin eder.”

İlgili Yazılar

Yüzbine yakın Mehmetçik için virüsle ilgili ne gibi önlemler alınmıştır?”

TOKATtan Haber

İşsizlik virüsü engellenemiyor. Gerçek işsizlik yüzde 17

TOKATtan Haber

Niksar Ayvaz Suyu ve saklanan gerçekler…

TOKATtan Haber

Yorum Yaz