Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet Tokattan Yurttan

Cambaza bak oyunu…

Bugün Sayın Yılmaz Özdil’ de bu doğrultuda biz yazı yazdı ve 18 yıldır uygulanan “mağduriyet” edebiyatından nasıl bir iktidar çıkarılışını alay yollu özetledi.

Bense birkaç gündür sosyal medyadan yereldeki kelli felli insanlarımızın “ABD” ile ilgili paylaşımlarını okuyup şaşırıyorum.

Sanki yeni bir şeymiş gibi güya ABD, Müslüman ülkelerini bize karşı cephe almaya konumlandırıyormuş.

Hatta bugünkü siyasal iktidarın 2002’ de iktidara gelerek, 18 yıldır iktidarını sürdürmesinin perde arkasında ABD ve 12 Eylül darbesinin olduğunu unutarak ve ABD’nin karıştığından söz ederek, “12 Eylül olduğunda Paul Henze ‘ bizim çocuklar başardı’ demişti. Hadi Bakalım çocuklar şimdi de başarın, görelim sizi, ha gayret yakın yıkın” diyeni bile var.

ABD’nin karışmasından medet umanlar ya da bu karışma halinin Türkiye’ye yansıması olacağını düşünenler önce kendi evlerinde ki yangına bakmalıdırlar.

Bütün bunlar “cambaza bak” oyunudur.

Sen güçlüysen, kimsenin kumpası, hilesi, düzeni umurunda olmaz.

Ekonomisi çökmüş, döviz rezervleri sıfırlanmış, hazinesi tam takır kuru bakıra dönmüş, üniversiteleri çökertilmiş,  “faiz haram” dan en yüksek faizi ödeyen ülke haline gelinmiş, her türlü görevlendirmelerde liyakat değil biat egemen olmuş, ülkenin tüm dağı taşı, ormanı, ovası, suları yabancı maden şirketlerine peşkeş çekilmiş, ticaret erbabı ve halkı yoksulluğa itilmiş, yargısı adaleti iflas etmiş, betonlaşmanın önü açılmış bir ülkede dikkatleri ABD” ye çekmek, 18 yıldır uygulanan “cambaza bak” oyununun yerelde vücut bulmuş halidir.

Siyasal erkin 18 yıldır, her sıkıştığında “mağduriyet edebiyatına” sarılmasını artık anladık da, yereldeki bazı dostların da bu mağduriyet edebiyatına “çanak tutmalarını” anlamakta zorlanıyoruz.

Bu ülkede hasta garantili hastaneler, yolcu geçiş garantili yollar, köprüler yaparak, yatmayan hastalardan, geçmeyen yolculardan milyar dolar alanların bu ülkeye ve insanına verdikleri zarar, ABD’nin verdiği ya da vereceği zarardan daha mı hafiftir?

Ya da sırf aynı dini paylaşıyoruz diye, tarih boyunca bizi arkamızdan hançerleyen Araplara ve diğer Türk olmayan başka Müslüman ülkelere ses çıkarmayışımızın /çıkaramayışımızın, dilimize kadar bulaşan Arap Emperyalizminin ABD Emperyalizmi ’nden ne farkı var?

Üniversitelere atanan rektörlere, yüzde 20 nin üstüne çıkmış işsizliğe, üretimin çöküşüne, geçim sıkıntısından bunaldığı için “bir canım var, o canım başıma bela olmuş” diyen vatandaşa, elektriğe, doğal gaza, ete, sebzeye, meyveye gelen yüksek zamlara, bozulan yargı düzenine, cahilleştirilmiş; “yeni doğmuş, sütle beslenen sığır yavrusuna ne denir?” sorusuna, kuzu, sıpa, buzağı, oğlak seçeneklerinden, “sıpa” diye yanıt veren bir gençliğe, bu gençliğin 18 yıldır bu hale nasıl getirildiğine kafa yormayanların, Avrupa pandemiden bunalan insanlarının derdine çare olurken, bizim insanlarımızın nasıl perişan olduklarını,  ABD başkanının gönderdiği azar mektubuna neden bir yanıt verilmediğini, neden sineye çekildiğini sorup sorgulamayanların, bunlar hakkında eleştirel iki kelam etmeyenlerin, bugün çıkıp, “ABD karıştı ya da karanlık ittifaklar peşinde” demelerinin ve daha önemli ve ciddi gündem maddeleri varken “cambaza bak” türünden açıklamalarının bir kıymeti yoktur.

ABD’ye haddini bildirmek için, aydın ve bağımsız üniversitelere,  aydın bir gençliğe, üretime, ekonomik bağımsızlığa, bağımsız ve tarafsız yargıya, dini doğmaların değil ilmin rehber edinilmesine, 5 müteahhidin değil,  80 milyon vatandaşın düşünülmesine, yoksulluğa ve yolsuzluğun araştırılmasına buna izin verilmemesine ve en önemlisi de, ülke insanını ötekileştirmeyen, insanları hak etmedikleri makamlara getirmeyen, devleti dini referanslarla ve mezhep ayrımı yaparak yönetmeye kalkmayan, devleti ben ne dersem o” zihniyetiyle değil, konularında uzman ve milleti tarafından güvenilen insanlarla birlikte yöneten, halkını gerçekten seven, ülkenin nimetlerini halkı ile ve eşitlikle paylaştıran, adaletten şaşmayan, milletine yalan söylemeyen, ülkesini ve milletini sözde değil, özde seven bir lidere ve bu faziletle etrafında kenetlenmiş bir yönetime ihtiyacımız vardır.

E şimdi söyleyin bunlar biz de var mı ya da yok mu da yabancı güçler bize saldırıyor, bize tezgâh düzenliyor?

Elinizi vicdanınıza koyarak düşünün bakalım!

İlgili Yazılar

Ekonomist Atilla Yeşilada: Balon sonbaharda patlayabilir

TOKATtan Haber

UEFA’dan “asker selamı” kararı

TOKATtan Haber

Tokat’tan Zile’ye kültür köprüsü kuruldu

TOKATtan Haber

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.