Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet Tokattan

Deveciler Hanı ve Sulusokak’ın perişan hali…

 “Cehalet, kendi bildiğinin dışında bir bilgi ve düzey olduğunu fark etmeyen bir kör karanlıktır” diyor Zülfü Livaneli.

Prof. Dr. Aziz Sancar’ da “Zekâ iyi bir şey değildir. Beyin sürekli analiz halindedir” derken çok haklı. Cahil değilsen, beynin çalışıyorsa her şeyi kendine dert ediniyorsun. Oysa cahiller öyle mi? Dünyadan haberleri yok. Düşünmeleri gerekmiyor, doğrudan eyleme geçiyorlar!

Sergilenen bu bilgisizliğin elinden neyi kurtaracağımızı şaşırdık. Ağaçları mı, akarsularımızı mı, tarım arazilerimizi mi, hayvanları mı, çocukları mı, kadınları mı, Cumhuriyeti mi, vatanı mı, kültür ve tabiat varlıklarımızı mı? Her yer ve her şey talan! Kimin yüzünden? Her şeyi bulup kendisini bulamayan insanlar yüzünden.

“Yazmayayım” diyorum… “Susayım” diyorum… Ama yok…  Ne olursa olsun sorumsuzluk örneği konulara bir başka konu ekleyecekler ve iyi bir şey yapmış gibi de onunla övünecekler.

Neden mi söz ediyorum? Tokat Sulusokak ’tan, bu sokağın tarihi dokusunu örseleyen ve sorumluluk duygusu içermeyen uygulamalardan söz ediyorum.

Kimsenin dalgasına taş atmak, işini bozmak, keyfini kaçırmak istemem ama Sulusokak gibi 32 adet tarihi yapının bir arada bulunduğu bir sokağın uydurma nedenlerle örselenmesine, bozulmasına da sessiz kalamam.

E diyeceksiniz ki, yapılanlara engel olabilecek misin? Elbette kör karanlıkta yaşayanların yaptıklarına engel olamam ama hiç değilse “tarihe not” düşerim.

Tokatla ilgili olumsuzlukları kendine dert edinen Gazeteci Sevan Çamlıca’nın “Tokatlıların Yeri / Gülistan Sosyal Medya Platformu” nda paylaştığı fotoğrafı gördünüz mü?

Bu fotoğraf Sulusokak’ın içine düştüğü “çaresizliğin” fotoğrafıdır.

Sulusokak, bir yandan Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün, bir taraftan da Tokat Belediyesi’nin eliyle ranta kurban edilmekte, “turizmi geliştiriyoruz” aldatmacasıyla tarihi dokusundan uzaklaştırılmaktadır.

Bu sokağa şimdi Şehir Müzesi olarak kullanılan ve sokağın tarihi dokusuyla asla uyumlu olmayan ucube binayı yapmakla kalmayıp, hemen yanına çok lazımmış gibi bir market zincirinin şubesi için baraka türü bir binayı kondurdukları yetmezmiş gibi, şimdi de butik otele dönüştürecekleri tarihi Deveciler Hanı’nın üstünü eğreti bir malzemeyle kapatmışlar.

Bu yapının Türkiye’deki diğer örneklerine ve hangi amaçla kullanıldığına bakarsak, Deveciler Hanı’nın benzer örnekleri Tokat Voyvoda Han (1626-32), Diyarbakır Deliller Hanı (XVII), Gaziantep Hişva Hanı (XVII) ve Gaziantep Mecidiye Hanı (XIX) dır.

Diyarbakır Deliller Hanı ile Gaziantep Hişva Hanı otel-restoran-dükkân olarak kullanılmaktadır ve üzeri kapatılmamıştır. Gaziantep Mecidiye Hanı ise Sahaflar Çarşısı olarak kullanılmaktadır ve O’nun da üzeri örtülmemiştir.

***

Değerli okurlar, önce bir konunun altını çizeyim. Ülkesini ve elbette şehrini seven sorumlu her yatırımcı, ülkesinin ve şehrinin değerlerine, tarım arazilerine, çevreye, doğaya, tarihi ve kültürel varlıklara zarar verecek bir yatırım yapmaya kalkışmaz, bundan kaçınır.

Eğer bir yatırım yukarıda sayılan değerlere zarar veriyorsa, o yatırımı yapan kişiye yatırımcı değil, rantiyeci denir. Buna izin verenlere ise ne denir siz karar verin!

Konumuza dönersek kişisel olarak, tıpkı Yazmacılar Hanı gibi elbette Deveciler Hanı’nın da başka amaçlar için kullanılmasını çok arzu ederdim.

Ancak şu hususu özellikle belirtmeliyim. Yazmacılar Hanı’nı Deveciler Hanı’ndan ayırmak gerekir. Şöyle ki; Yazmacılar Hanı (Gazioğlu Hanı) tıpkı Bursa’daki Koza Han gibi, şehir hanlarının bir başka grubunu teşkil edip, üretime yönelik bir han olarak karşımıza çıkar. 700 yıllık Selçuklu eseri olduğu düşünülen ancak 50 yıl boyunca özel mülkiyet kapsamında Yazmacılık üzerine kullanılmış açık avlulu bu hanın özellikle iç yapıdaki orijinal mimarisindeki kayıplar nedeniyle ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ahşap ağırlıklı yenileme (restorasyon) sonrası, konaklama sektöründe deneyimli Sayın Özkan Gündüzlü ’nün girişimi ile “Butik Otel’e” dönüştürülmesi fazla tepki çekmemiş hatta kabul görmüştür.

Üstelik Yazmacılar Hanı butik otele dönüştürülürken açık avlusu da kapatılmamıştır. Kaldı ki birazdan bahsedeceğim üzere, butik otele dönüştürülen açık avlulu bir yapının üzerinin kapatılmasında işletmecilik açısından kimi zorunluluklar ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda Yazmacılar Hanı Butik Oteli’nin üstü kapatılsaydı kimsenin de itirazı olmazdı.

Gelelim XVII. Yüzyıl Osmanlı şehir hanlarından birisi olan tarihi Deveciler Hanı’nın Butik Otel yapılmasına…

Gerçek şu ki, bu tür bir yapının “turizmi geliştiriyoruz” aldatmacasıyla ve yapıya uygun olmayan bir alanda getirime açılması içimi sızlatıyor. Ne yazık ki, Vakıfların “para” dan başka bir şey düşünmemesi ve “turizmi geliştiriyoruz” söylemleriyle günü kurtarmaya çalışan sorumsuzların teşvikiyle  birilerine “Butik Otel” kullanımı için verilmesi, bu yapıda bazı eklemelerin yapılmasını da zorunlu kılmaktadır.

Çünkü Deveciler Hanı’nın Butik Otel olarak kullanılması için,  5 yıldızlı otel konforu bu otelde yer almak zorundadır. Örneğin 5 yıldızlı otel odaları için belirlenen nitelikleri taşıyan konforlu odalar olmak zorundadır. Tefriş ve dekorasyonun yapıya uygun olarak yapılmasından geçtim, tüm odalarda ısıtma ve soğutma sistemi (klima) olmalıdır. Banyo ve tuvalet bulunmalıdır. Yani bu tarihi yapıda, dokuya uygun olmayan daha çok tadilat ve eklemeler yapılacağından emin olabilirsiniz. İşin acı yanı tüm bunlar, bu eserleri korumakla görevli olan kurumların nezaretinde yapılıyor. Oysa 20 yıl önce bu tür tarihi yapılara çivi bile çakamazdınız. Ülkesini ve değerlerini seven, koruyan hiçbir yatırımcı da bu tür yapıları otel yapmak için istekli olmazdı.

Bu bağlamda, Yazmacılar Hanı’nın butik otel yapılması bir yere kadar su götürür de, Tokat’ta 10 odalı ahşap sivil mimari yapılar dururken, 500 yıl önce yapılan ve inşa planı bakımından (açık avlulu) butik otel yapmaya uygun olmayan Deveciler Hanı neden butik otele dönüştürülür ve Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’de buna nasıl izin verir anlamak mümkün değil.

Butik otel yapılmasına onay verilen Deveciler Hanı’nın üzerinin örtülmesine gelince.

Elbette örtülmek zorundadır. Çünkü bu iki handa (Yazmacılar Hanı da) “açık avlulu” handır. Bildiğiniz gibi her iki handa 2 katlıdır. Odalardan çıktığınızda açık bir avluda kalmaktasınız. Düşünsenize kışın sıcak odadan çıktığınızda hemen buz gibi hava ile karşılaşıyorsunuz. Kahvaltı ya da yemek salonuna paltonuzu giymeden gidemezsiniz. Paltonuzu giymeden gitmeye çalışırsanız soğuktan etkilenirsiniz.. Yağmur ya da kar yağışında avluya çıkmak zorlaşır. Diyelim yağış var ve siz odanıza servis yapılmasını istediniz. Nasıl Olacak? Açık avludan bu servis nasıl yapılacak?

500 yıl önce açık avlulu yapılan bu hanın, bugün butik otele dönüştürülmesini ve bu otelin 12 ay hizmet vermesini düşünüyorsanız, yapının iklim koşullarına uygun hale getirilmesine de katlanacaksınız. Ve ne yazık ki,  bu yapıyı korumakla görevli kurum; Vakıflar, bu dönüşüme onay vermektedir. Bu yapıda bu tür tadilatların, dönüşümlerin yapılması için gerçekten Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nden izin alınmış mıdır, yoksa bu tadilat ve dönüşümlere göz mü yumuluyor orası da başka bir konu.

Salt bu nedenle, hoş olmasa da, açık avlulu yapının çatısının örtülmesi bir zorunluluktur. Yazmacılar Hanı’nın üstünün bu şekilde kapatılmaması sizi yanıltmasın. Eminim Yazmacılar Hanı işletmecileri hanın üstünün kapatılmamasından pek memnun değillerdir.

Bir not olarak şu üç hususu da belirtelim.

Birincisi; bu iki hanın da butik otel olarak 5 yıldızlı otel konforunu sunmaları pratikte olanaklı değildir. Çünkü her iki yapı da dini yapıların hemen yakınındadır. Bu butik otellerde yemeğin yanında örneğin ödüllü bir Diren şarabı içmek isteseniz, bu servisi alenen alamazsınız. Oysa gastronomi turizm sektörünün ve elbette butik otellerin lokomotifidir.

İkincisi: Küçümsediğim düşünülmesin ancak yerel yöneticilerin abarttığı gibi, yenilenmesi yapılmış tarihi bir yapıyı dönüştürerek butik otel yapmanız için öyle büyük sermayeye de ihtiyacınız yoktur. Butik otel açmak için gereken sermaye ile 5 yıldızlı bir otel yapmak için gereken sermayenin arasında dağlar kadar fark vardır. İstihdam olanakları açısından da öyle…

Üçüncüsü; Yerel yöneticiler eğer Tokat’ta konaklama sektörünü geliştirmek istiyorlarsa, öncelikle konaklama sektörünün sorunlarını masaya yatırmalı ve Tokat’taki yatak kapasitesini artıracak 5 yıldızlı otel yatırımcılarını Tokat’a çekecek çareler geliştirmelidirler. Bu gün Tokat’ta 800-1000 kişilik uluslararası bir konferans, sempozyum ya da zirve yapmaya kalkışsanız mevcut otellerle bu işi çözemezsiniz. Kaldı ki, TUDER ’in (Tokat Turizm Tanıtma Derneği) OKA için hazırladığı “Covid Salgınının Tokat Turizmine Etkileri” başlıklı Bilgi Notu, konaklama sektörünün önemli gelir kayıpları yaşadığını hatta sektörde kapanmaların daha yaşandığını göstermektedir.

Özetle; Sulusokağa ucube binalar yaparak örselenmesine, yenileme yapıyoruz diyerek 770 yıllık Hıdırlık Köprüsü’nün canının okunmasına, tarihin yok edilmesine, bu yetmezmiş gibi, kitabesine dışardan kablo çekilmesine ses çıkarmayan bir kurum ve o kurumun başındaki kişinin, Deveciler Hanı’nın da canının okunmasına itiraz edeceğinden şüpheliyim.

İşimiz, ve sonumuz, “Yeşilırmağa baktığımda Venedik’i görüyorum” diyerek methiye düzen ve sonrasında Deveciler Hanı’nı butik otel yapmaya soyunan birisinin, turizmin altın kuralı olan “ koruma-kullanma dengesi” ni ne denli gözeteceğine kaldı. Onu da zaman gösterecek.

İlgili Yazılar

1000 yıllık ata tohumu ekimi bu yılda devam ediyor

TOKATtan Haber

Yeşilırmak kenarlarında neler oluyor…

TOKATtan Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz. Dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz’ sözleri tartışma yarattı.

TOKATtan Haber

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.