Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet Yurttan

Ümit Özdağ’a hakaret bir komplo ürünü mü?

Önce bir not düşeyim! Türkiye’nin “kalıcılık-ölümsüzlük” sorunlarından önemli bir tanesi ülkeyi saracak bir göçtür.  Bu nedenle “Sessiz İstila” çekimi dikkate alınmalıdır.

Konumuza dönersek, bir zamanlar “…eğer ben temiz bir adamsam, eğer ben dürüst bir adamsam, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenden hesap sormazsam namerdim!” diyen Sayın Soylu AKP’ye geçtiğinden bu yana benim ilgi alanıma hiç girmedi.

Bu nedenle de gündemi meşgul eden haberlerine ve hakkındaki savlara hiç ilgi duymadım.

Ancak katıldığı bir TV programında Sayın Ümit Özdağ’a ettiği hakaretleri işitince “acaba bu bilinçli olarak kurgulanan bir tertip mi?” diye düşünmeden de edemedim.

Düşüncem, bu olay TV ekranlarında sunulduğundan; gerçekte olduğundan farklı ve bana göre uydurma parametrelerle topluma sunuldu. Zira olayı düşündükçe matematik mantık çerçevesine oturtmakta zorlanıyorum.

Kimseyi suçlamıyor, kişisel görüşümü söylüyorum. Sergilenen bu tiyatro normal yoldan ulaşılamayacak bir amaca biz sade vatandaşları aldatarak ulaşma çabasıdır, bir komplodur!

Neden mi?

Her ne kadar Sayın Özdağ bu küçültücü söz veya davranışa (hakarete) çok sinirlenmiş olsa da, bilim insanı bir siyasetçiye yakışan, kendisine ağır sözler eden birisine gözdağı vermek (tehdit savurmak), düelloya davet etmek değildir. Mahkemeye başvurarak “hakaret davası” açmaktır. Eğer her hakaret eden, ana avrat küfreden düelloya davet edilseydi, Türkiye’nin bir zamanların Teksas’ ından ne farkı kalırdı?

Ancak Sayın Özdağ dava açma yolunu seçmemiş, kendisine yöneltilen bu hakareti, sonuna kadar kullanmaktan çekinmemiş, siyaseten bu olaydan pirim yapma yolunu seçmiş, partisinin ve kendisinin reklamını yapmakta kullanmıştır.

Yani açıkçası, toplum psikolojisini iyi bildiğini düşündüğüm Sayın Özdağ, yaklaşan seçimlerde bu tür olayların mağdurun lehine seçmendeki karar alma sürecini etkilediğini dikkate alarak bunu kullanma yolunu seçmiştir.

Sayın Özdağ gibi bir bilim insanı, seçmenin bu tür olaya muhatap olan partiye acıma duygusu ile “yenilmişlik veya kamçılama” etkisi olarak adlandırılan bir davranışa yönelebildiklerini,  seçmen üzerinde “toparlanma” (momentum) etkisi de yaratabildiğini çok iyi bilir.

Diğer taraftan Sayın Süleyman Soylu zeki bir adamdır. Yaptığı bu davranışın Sayın Özdağ’a yarayacağını, ortaya çıkan “mağduriyet” sonucu, özellikle yıldızı parlayan İyi Parti’den Sayın Ümit Özdağ’ın partisine doğru bir akış yaratacağının hesabını yapmış olmalıdır.

Özetle, onaylamasak da, bu olayı bir “kazan kazan” eylemi gibi görmemiz için nedenler vardır.

Kaldı ki, Sayın Özdağ Sayın Soylu’ ya meydan okumak için gittiği yerde, göçmen sorununda “Millet İttifakı” ndan farklı olduklarına da vurgu yaparak seçmene gönderme yapmaktan da geri durmamıştır.

Siyasette AKP ile benzer söylemleri kullanan, İyi Parti ile ipleri koparan ve Sayın Kılıçdaroğlu için “, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra en iyi AK Partilidir” diyen Sayın Ümit Özdağ sergilediği efelikle hem AKP’nin değirmenine su taşımıştır, hem de bu olayı partisinin yararına kullanmaktan geri durmamıştır.

İlgili Yazılar

Yücel Bulut’a ağır bir yanıt da Çağdaş Kurtgöz’den…

TOKATtan Haber

CHP’li Durmaz, Elektrik Şirketlerinin ödemediği cezaları sordu!

TOKATtan Haber

Kadim Durmaz ; “Deprem Kaderimiz Değil”

TOKATtan Haber

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.