Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet Tokattan

Tokat’ın önündeki en büyük engel bu çarpık “gazetecilik anlayışı” dır

Bugünkü Tokathaber gazetesinde Sayın Ekrem Er imzalı “Sinan Oğan’a tepkiler büyüyor!” başlıklı bir haber yayınlandı.

Öncelikle böylesine düzmece ve sipariş bir haberin Ekrem Er gibi bir gazeteci tarafından yapılmasını görmekten büyük bir üzüntü duyduğumu belirtmeliyim.

Bu haber her yönünle düzeltilmeye muhtaç, yerel basının içine düştüğü acınası hali gözler önüne seren, objektif bakış açısını ve memleket sevdasını yansıtmaktan uzak “zorlama ve sipariş” bir haberdir.

Şöyle ki, birincisi; Tokat halkının büyük tepkisine neden olan, Sayın Sinan Oğan’ın yaptığı basın açıklaması değil, bu konferansın sudan bahanelerle ve devlet eliyle iptal edilmesi, konferansın yapılmasına engel olunmasıdır. Asıl provokasyon budur!

İkincisi; söz konusu konferansı kimin organize ettiğinden çok, bu konferansta kimin “konuşmacı” olacağıdır. Konferansın iptal edilmesi birinci derecede o konferansa konuşmacı olarak çağrılan kişiyi etkiler. Konferansı düzenleyen Balkan Türkleri Derneği’nin olaydan üzüntü duyduğu doğrudur ama devleti karşılarına almamak için açıktan dillendirmeseler de gerçekte kimi / kimleri kınadıkları da “Bektaşi sırrı” değildir.

Sayın Ekrem Er’e yakışmayan bu haberdeki diğer bir çelişki de “…konferans saatinin 19.30 olmasına rağmen konferansının engellendiğini duyurduğu saatin 12.30 olduğu” ifadesidir. Konferansın iptal edildiği, düzenlenen basın toplantısından önce, yani 12.30’ dan önce bildirildiğinde Sayın Sinan Oğan ne yapacaktı, 19,30’ u mu bekleyecekti? Böyle sipariş haber yazmaya kalkışırsanız böyle çelişkiler, saçmalıklar yaşarsınız!

Yapılan sipariş haberde “Devletini milletini seven, tarihin her döneminde vatanı için gözünü kırpmadan canını feda eden, provokasyonlar karşısında sağduyulu davranan Tokat halkı yaşanan olay karşısında şunları dile getirdi” denilmektedir.

Habercilerin uydurma ve sipariş haber hazırlarken “vatandaş şunları söyledi, şunları dile getirdi” diye öznesi belli olmayan haberler yapması bilinmedik bir konu değil ve artık bu tip haberleri af buyurun kimse yemiyor. Bu Tokat halkı kimmiş bir de biz öğrenelim. Ben de bu konu ile ilgili www.tokattanhaber.com’ da bir makale yazdım. Sayısız tebrik ve Sayın Sinan Oğan’a yapılan bu anti demokratik uygulama için kınama telefonu aldım. Bunları ne yapacağız, Tokat halkından saymayacak mıyız?

Bu haberin neresini düzelteyim bilemedim. Önerim bu haberi yeniden ve daha ikna edici bir biçime dönüştürmeleri ve bir makale şeklinde yayınlamalarıdır. Makale yazar gibi haber mi yazılır? Bu Dursun Ekrem Er’in haberi değil! Başkası tarafından yazılmış ve bir haber metni olmaktan uzak bu “haber yorumun” altına Dursun Ekrem Er imzası konulmuş.

Eğer öyle olmasa, “Sinan Oğan’ın konferansı iptal edilmedi, sadece salon uygun değildi” gibi gülünç ve saçma bir bahane üretilir mi?  “Zam değil güncelleme yaptık” demek gibi… Salonu kapattığınızda “git konferansını nerede yaparsan yap”” demiş olmuyor musunuz? Sipariş ve zorlama haber yapılınca böyle oluyor!

Hem acıklı hem de güldürücü olansa “Sinan Oğan’ın yanında bulunan İşadamı Ümit Sarıtaşlı ve TSO Başkanı Ali Çelik, birçok toplantı ve konferans salonu bulunan Tokat’ta, konferans verilmek üzere bir salon bulamadılar mı? Tokat’ta sadece 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı’nın konferans salonu mu var? TSO’ nun kendi salonu var. TSO Başkanı kendi kurumunun salonunu tahsis edebilirdi.  Ya da her ikisi de İş Adamı olan kişiler misafirlerine uygun salon bulamadılar mı? “ şeklindeki sorulardır.

Bu soruları sorarak haber yaptıklarını sananlar acaba kendilerine ve kendilerine bu haberi yaptıranlara “Tokat 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı’nda iki salon vardı. Hadi birisinin damı akıyordu, diğerine ne oldu? Niçin diğer salonu tahsis etmediniz?” diye de sormuşlar mı?

Ya da algı oluşturmak için “TSO’ nun kendi salonu var, TSO Başkanı kendi kurumunun salonunu tahsis edebilirdi” diye komik bir sav ileri sürmek ve sırf TSO Başkanına da vurmak yerine, af buyurun “TSO’ nun salonu kıç kadar bir yer, burada konferans yapılabilir mi? sorusunu kendi kendileri sormuşlar mı?

Nerede, hangi tarih ve saatte yapılacağı çok önceden duyurulan ancak yapılacağı gün “damı akıyor” bahanesiyle iptal edilen bir konferansın başka bir salonda yapılacağının duyurulmasında sıkıntılar yaşanacağını ve konferansa katılımın sağlanamayacağını bu haberi yazdıranlar düşünemiyor mu? Bu düzmece haberi yaptıranlar, ellerine hırsız feneri almışlar, kendi ayıplarını ve bu ayrıntıyı gözden kaçırmaya çalışıyorlar, pes doğrusu!

Maşallah yapılan sözde haberde Sayın Valiye övgü düzmekten de geri durmamışlar. Neymiş Sayın Valinin ayağı Tokat’ın her karış toprağına değmiş. Çok doğru, çünkü çok geziyor. Aşkla şevkle çalışıyormuş. Tokat için ne kadar çok çalıştığından dem vurmak, abartılı tümceler kurmak yerine, somut ve ölçülebilir çıktıları olan hangi icraatları gerçekleştirmiş onları anlatsınlar da biz de bilelim. Bu işler PR yapmakla olmuyor. Örneğin Başçiftlik’e diktikleri kiraz fidanları ne olmuş onu anlatsınlar.

Hele haberde “Tokat’ta hiçbir kurumun ya da devlet adamının, toplantı ve açıklama hürriyeti olan kişilerin elinden bu hakkı alacağına inanmıyoruz” tümcesi var ki, bunu yazanlara “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” (Unutkanlık insanlık halidir) “deyişini anımsatırım.

Bu cafcaflı sözü yazanlara, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’ in İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yazısından dolayı AKP’li Özlem Zengin’in isteğiyle ve Tokat Belediyesi tarafından Tokat’ta yapılması planlanan kitap fuarındaki imza gününün iptal edilmesini anımsatmak yeter sanırım.

O gün “hür düşünceye ve tarihe saygısızlık” yapan düşünce (zihniyet) bugün de, demokrasi karşıtı bir tutumla Sayın Sinan Oğan gibi bir milliyetçinin Türklük davasını anlatmasına engel olmuşlardır.

Üzücü olan bu haberi yaptıranların gerçekte neler yaşandığını çok iyi bilmeleridir. Memleketini ve memleket insanını sevenlere düşünse böyle “yandaş gazetecilik” tavrı sergileyerek gerçekleri çarpıtmak değil, memleketimin ve insanının bu tür uygulamaları hak etmediğini haykırmak, bu “keyfi uygulamalara” neden olanları topluma ifşa etmek ve bu tipteki safraların toplum dışına atılmasına sağlamaktır.

Yerel basına düşen çekinmeden, sakınmadan; pervasızca sergilenen bu tip tutumlara meşruiyet kazandırmaya çalışırken gülünç duruma düşmek, inandırıcılığını ve saygınlığını yitirmek değil, sorgulamak, sergilenen yanlışlıkları tüm çıplaklığıyla topluma aktarmaktır.

Bunu yapmazsanız, “Tokat neden bir türlü yakın coğrafyamızdaki şehirler gibi gelişemiyor?” diye de soramazsınız.

Zira bugün üstüne düşeni yapmayanların gelecekte konuşmaya ve yazmaya da hakları yoktur!

İlgili Yazılar

Ya kefen parası olmasaydı?..

TOKATtan Haber

Tokat için E-Spor

TOKATtan Haber

Türkiye’nin Yeni Dış Politikası Paneli

TOKATtan Haber

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.