Manşet Tokattan

Zenginlerin gözü ışıl ışıl ama yoksulların gözündeki ışık söndü

En büyük ve acil zorluk enflasyonu düşürmektir

Diş Hekimi Hüseyin Yarıcı Türkiye’de en büyük ve acil zorluğun enflasyonu düşürmek olduğunu belirterek ekonomik durum ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Yurttaşların birbiri ardına gelen fiyat artışları ile şoklar yaşadığını kaydeden Diş Hekimi Hüseyin Yarıcı, “Kış aylarına girdiğimiz bu günlerde doğal gaz, elektrik ve gıda ürünleri gibi zorunlu giderlerde meydana gelen artışlar vatandaşlar için çekilmez bir hal aldı. Asgari ücret de dâhil, tüm ücretlere gelen zamlar enflasyon karşısında eridi. Ücretler gerçek mutfak enflasyonu oranında artmadığı için de hayat pahalılığı ücretliler ve dar gelirliler üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Siyasal iktidar bir taraftan enflasyonu körükleyen adımlardan kaçınmalı, diğer taraftan da artan gıda ve enerji fiyatlarını azaltmak için hedefe yönelik tedbirler alması gerekmektedir” dedi.

35 bin yoksulun elektriği kesildi

Diş Hekimi Hüseyin Yarıcı, Enerji Bakanı Fatih Dönmez’ in bu yılın ilk 7 aylık döneminde 26 ilde borcunu zamanında ödeyemediği için 34 bin 790 abonenin elektriğinin kesildiğini bildirmesine değinerek sözlerini şöyle sürdürdü.

“ 7 aylık dönemde gecikmiş faturasını ve açma kapama ücretini ödeyip elektriğini açtırdığı için listeden çıkaranlar bu sayıya dâhil değil. Yani gerçek mağdur sayısının çok daha fazla olduğu ifade ediliyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nın açıklaması Türkiye’deki yoksulluğu gözler önüne sermiştir. 2019’ da 1 milyon 343 bin, 2020’ de 1 milyon 659 bin, 2021’ de de 1 milyon 801 bin hane elektrik yardımı almıştır. Bu sayıların küsurları da vardır. 2022 yılının Haziran ayında elektrik desteğinden faydalanan hane sayısı 2 milyon 345 kişi olmuş. Yani 4 ayda elektrik desteği alan hane sayısı 654 bin artmış. 4 yılda ise elektrik yardımına muhtaç hane sayısı 1, 6 milyon artmış. Doğal gaz ve kömür desteği alanları söylemiyorum bile.”

Zengine 96, 6 çiftçiye 6,4 esnafa 2, 5 milyar

Diş Hekimi Hüseyin Yarıcı, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ nin bankalarda parası olan zenginlere Merkez Bankası hariç, sadece bütçeden ödenen kur garantisi parasının 91 milyar 600 milyon liraya yükseldiği açıklamasına değinerek, “ Ama bu dönemde çiftçiye faiz desteği olarak 6 milyar 4 milyon, esnafa ise 2 milyar 500 milyon lira ödeme yapmışlar. Yoksul vatandaşlara elektrik ve doğalgaz faturalarına yardım için ödedikleri para ise 4 milyar 300 milyon lira olmuş. Yani bu siyasal iktidar, 2 milyon 300 bin mevduat sahibine kur korumalı mevduat hesabı nedeniyle hazine kaynaklarından 91 milyar 600 milyon ödenmiş. Bu rakama Merkez Bankası’nın ödediği rakam dâhil değil. Bu rakamı açıklamıyorlar” dedi.

Zenginlerin gözü ışıl ışıl ama yoksulların gözündeki ışık söndü

Hüseyin Yarıcı değerlendirmelerine şöyle devam etti.

“Bu tabloda gösteriyor para parayı çekiyor. Parası olanlar daha çok kazanıyor. Bu rakamlardan yola çıkarak, uygulanan ekonomik programın zenginleri daha zengin, yoksulları daha yoksul yaptığını söyleyebiliriz. Komisyonda konuşan bir muhalefet milletvekilinin de dediği gibi, zenginlerin gözü ışıl ışıl ama yoksulların gözündeki ışık söndü. Bütçede kaynak olmadığı söyleniyor ama zengine kaynak aktarılabiliyor. Çocuklarımız beslenemediği için gelişim bozuklukları gösteriyor. Dar gelirli aileler bulgurla makarnayla ayakta kalmaya çalışıyor.”

Öğrencilere 1 öğün ücretsiz yemek verilmesine bile ‘hayır’ dediler

Hüseyin Yarıcı Plan ve Bütçe Komisyonunda Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşülürken, İyi Parti ve muhalefet partilerinin okullarda 1 öğün ücretsiz yemek verilmesi için sunduğu ek bütçe teklifinin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğini belirterek, “Bu hayat pahalılığının hüküm sürdüğü,  yetersiz beslenmenin ülkemizdeki milyonlarca çocuğun zihinsel ve sosyal gelişimini tehdit ettiği bir ortamda okullarda günde bir öğün yemek verilmesine ‘hayır’ diyenleri yurttaşlarımız elbette unutmayacaklardır” dedi.  

Yarıcı sözlerini şöyle sürdürdü.

“Her dört çocuktan biri okula aç gidiyor. Birçok çocuğun beslenme çantasına ne koyacağını bilemeyen anneler, bir dilim ekmek bir meyve ile çocuklarının dengeli beslendiğini düşünmüyorlar elbet. Sağlıklı, doyurucu ve besleyici gıdaya her çocuğumuz ulaşabilmeli, fiziksel gelişimlerini sürdürmeleri sağlanmalıdır. Çocuklar sadece ailelerine değil, asıl bulunduğu topluma aittirler. Bu nedenle dengeli beslenmeleri, dengeli gelişimleri ülkenin geleceğine etki eden önemli bir fonksiyondur. Beslenme hakkı, koşulsuz her öğrenciye devlet tarafından sağlanmalıdır. Bu hak devletin ertelenemez bir görevidir. Her çocuğa ücretsiz ve sağlıklı bir öğün yemek talep ediyoruz.”

Çocuklarımızın, gençliğin sorunları Millet İttifakı’ndan çözüme kavuşturulacaktır

“Okullarda bir öğün yemek neler getirir, neler sağlar?” diye soran Yarıcı, “ Okul devamsızlığını ve terkinin azalmasını sağlar. Beslenme bozukluklarının engellenmesini ve sağlıklı yemek yeme alışkanlığının kazanılmasını sağlar. Ekonomik krizlerinde oluşan toplumsal dengesizliğin çocuklara yansımasını minimuma indirir. Sağlıklı beslenme ile eğitimde başarı artar, çocukların algılamaları gelişir, öğrendiğinden zevk alırlar. Dengeli bir toplumun gelişmesine önemli katkılar sunar. Bu nedenle çocuklarımızı, gençlerimizin hayatını baskılayan, özgürlüklerini kısıtlayan, onlara düşük kaliteli ve sağlıksız beslenme koşullarını dayatan şartları ortadan kaldırmak zorundayız. Öğrencilerimizin yaşadığı barınma yeme-içme sorunlarının, onları karamsarlığa hapseden, çaresizliğe iten, yaşamaktan veya okumaktan vazgeçiren sebeplerin peşini bırakmayacağız. Gençliğin sorunları Millet İttifakı’ndan çözüme kavuşturulacaktır” dedi.

Yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü olmadan ekonomide rahatlayacağımız bir zemin olmayacaktır

Politika faiz oranlarının düşürülmesine rağmen, ticari bankaların faiz oranlarıyla arasındaki ilişkinin koptuğuna değinen Diş Hekimi Hüseyin Yarıcı, “İş insanları, sanayiciler bile krediye erişimde sorunlar yaşadıklarını, yatırımları finanse edemediklerini belirtiyorlar. Üstelik enflasyon ve kurdaki sorun devam ediyor. O halde düşük faiz politikasıyla hangi ekonomik amaçlara nasıl ulaşılacağının sade vatandaşların anlayacağı şekilde açıklanması gerekmez mi? Türkiye Sanayici İş Adamları ‘Ekonomideki öngörü ufkunun uzaması ve ülkenin geleceğine güven duyulması sadece ekonomik politikalar ile elde edilemez. İş, bireysel ve toplumsal yaşamın tüm alanlarında güvenilir ve kapsayıcı kurumları ve kuralları hayata geçirmeden, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı, denetleyici ve düzenleyici kurumların özerkliği gibi alanlarda ilerleme sağlamadan, ekonomimizi yeşil ve dijital dönüşüme hazırlayacak adımları rahatlıkla atabileceğiniz bir zemin olmayacaktır’ demektedirler. Buna katılmamak mümkün mü?” dedi.

Yarıcı sözlerini şu şekilde sürdürdü

“Önümüzdeki dönem, hepimizin daha refah içinde yaşayacağı, yoksulluğun, yolsuzluğun olmadığı, adaletin ve hukukun tesis edildiği, demokratik laik, çevreci ve saygın bir Türkiye yaratmak için yeni bir anlayışla geleceği inşa etmemiz gerekmektedir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşa ederken insanımızın yaşam standartlarını zenginleştirerek geliştirmek, bilimsel gelişmelere ayak uydurmak ve ekonomiden demokrasiye tüm alanlarda güvenilir ve kapsayıcı kurum ve kuralları hayata geçirmek öncelik olmalıdır. Bunun için de tüm yurttaşlarımız sandığa giderek Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’nin uygulamaya geçirileceği bir siyasi yapılanmayı gerçekleştirmelidirler.”

Önce kapıyı kapat oy kaybı yaşayınca kapıyı aç

Diş Hekimi Hüseyin Yarıcı emeklilik için sigortalık ve çalışma sürelerini dolduran, primlerini ödemiş olan ancak 8 Eylül 1999 tarihinde yapılan değişiklikle prim günü ve sigortalılık süresi şartlarının yanı sıra bir de yaş şartı getirilmesi nedeniyle emekli olamayan yüzbinlerce vatandaşın EYT mağduru olduğuna vurgu yaparak şu değerlendirmede bulundu.

“Geçmişte çok kez kapıyı kapatan Siyasal iktidar yaşadığı oy kaybı nedeniyle olsa gerek, EYT çalışmasında sona geldiklerini belirtiyorlar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin bu konuda çalışmaları sürdürdüklerini söyledi ama nasıl bir çalışma yaptıkları hakkında bilgi vermiyor. Zaten açıklasalar ne olacak? Çünkü ancak Ocak 2023 den sonra uygulamaya alacaklarını ifade ediyorlar. AKP Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu katıldığı televizyon programında dosya bazlı 12.5 milyon emeklinin olduğunu,  yaklaşık 3-4 milyon arasında bir vatandaşın bu kapsamda olduğunu tahmin ettiklerini, ilk etapta 1.5 milyon kişinin emekli olacağını ifade ederek, tabii detaylar için en doğru ağız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Vedat Bilgin olacak’ açıklamasında bulundu.”

EYT sorunu Millet İttifakı’nda kökten çözülecektir

Diş Hekimi Hüseyin Yarıcı EYT mağduriyetinin üzerinde 23 yıl geçtiğini vurgulayarak, “Anlaşılıyor ki, EYT mağduriyetini ortaya çıkaran siyasal iktidar 23 yıl sonra EYT mağdurlarının hakkını vermek yerine, bir ara formül arıyor. Siyasal iktidar “bütçeye yük” anlayışıyla baktığı EYT sorununun çözümü için neden 23 yıl sonra ve neden Ocak 2023 ayını işaret ediyor? Şu anda iktidar değiller mi? Sorunu bir an evvel çözmek yerine, neden hemen çözmüyorlar da takvim sunuyorlar. Yoksa EYT sorunu da seçim malzemesi mi yapılacak? Siyasal iktidar ne tür bir formül peşindedir bilinmez ama EYT mağdurlarının demokratik haklarının gereği neyse 2023 seçimlerinden sonra Millet İttifakı’nda yapılacak, sorunları tam anlamıyla çözüme kavuşturulacaktır.” dedi.

İlgili Yazılar

5 Yılda 5 Bin İstihdam

TOKATtan Haber

Özdilek Özcan Niksar Belediye Başkanı mı yoksa…

TOKATtan Haber

Kolaycılık işlerine mi geliyor? Küçük Sanayi Sitesi’nin yapılacağı bir alan bulamıyorlarmış? (4)

TOKATtan Haber

Yorum Yaz