Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet Tokattan

Tokat Medical Park Hastanesi’nde yaşananlar ve bizim şu Tokatlılar…

Malumunuz Tokat Medical Park Hastanesi’nde aylar önce yaşanan “hastaya kötü muamele” bir şekilde kamuoyuna sızdı ve Sağlık Bakanlığı bu hastaneye “faaliyetlerini geçici olarak durdurma” şeklinde bir yaptırım kararı aldı.

Vay sen misin böyle bir karar alan. Neredeyse tüm Tokat, tarihinde ilk kez birleşti, ayağa kalktı.

Öncelikle, hastanenin siyasete soyunmakla meşgul, bu konuda ısınma turları atan yerel ortağını ve destekçilerini kutluyorum. Maşallah ikili ilişkilerini de kullanarak, olayı farklı bir boyuta çekerek, muhteşem bir “algı yönetimi” yürüttüler.

Bir maşallah da sorunlara çözüm bulmak için olaylar arasındaki ilişkileri, sonuçları, temelinde yatanları anlamadan, dinlemeden, araştırmadan “hastanemize dokunmayın” mealinde sosyal medya paylaşımları ve çıkışları yapan, hastane önünde boy göstererek “arkanızdayız” mesajı veren ve olayı kendilerine sunulduğu şekilde anlayan meslek odalarına, Tokat sivil toplum örgütlerine ve iyi niyetli Tokatlılara gönderiyorum.

İzlediniz mi? Hastane yönetimi kalpleri nasıl da kazandı?

Güç birliğini, ekonomiyi, olayla ilgisi bulunmayan çalışanların masumiyetini ve olası mağduriyetlerini kullanarak, uydurma kavramlar yaratarak, olayları abartarak, gündem de tutarak, yanlış bilgiyle zihinleri bulandırarak, olayları çarpıtarak, sağlık politikaları ve hasta haklarını göz ardı ederek toplum mühendisliğinin temeli olan algı (zannetmeyi)’yı nasıl da yönettiler.

Ve ne yazık ki, Tokatlıların çoğu da güç birliği yaptıklarını zannederek,  “zihinlerinin yanlışlarla karışmasına izin verdiler.”

Önce şu “suçun şahsiliği” safsatasına gelelim. Burası bakkal dükkânı değildir. Burası insan sağlığıyla ilgili konularda faaliyet gösteren bir sağlık kuruluşudur. Burada çalışan herkes; sağlık personelinden, hastabakıcısına, hemşiresinden doktoruna kadar bu kuruluştaki zincirin bir halkasıdır. Bu zincirin her bir halkası birbirine bağlıdır. Halkalardan birisinde meydana gelebilecek kusur, tüm zinciri etkiler. Bu hastanede uygulanıyor muydu bilmiyorum (uygulanmıyorsa başı başına bir sorundur) Toplam Kalite yönetimi teknik bir konu değildir, kurum çapındaki faaliyetlerin bütünüdür. Burada meydana gelebilecek bir hatadan herkes yetki ve sorumlulukları ölçüsünde sorumludur.

Haklarında suç duyurusunda bulunduk İşten attık” demekle iş çözülüyor mu sanıyorsunuz? O işin en kolayı ve de insani olmayan ama araştırılması gereken bir boyutu… At ve kurtul! Peki, bu olayın nedenlerini araştırdınız mı? Bu olayın tekrarlanmaması için ne tür önlemler aldınız? Bunu inandırıcı tümcelerle anlatabiliyor musunuz?  Belirlediğiniz ve çalışanlarınıza benimsettiğiniz bir vizyonunuz, misyonunuz, kalite politikanız var mı? Çalışanlarınıza hasta hakları da dâhil bu konularda zaman zaman hizmet içi eğitimler veriyor musunuz? Onların performans ve motivasyonlarını artırıcı yönergeleriniz, başarılı personeli ödüllendirme stratejileriniz var mı? Gerek kurum içi gerek kurum dışı sağlıklı bir iletişim kurmanıza yönelik bir iletişim stratejiniz var mı? Varsa uyguluyor musunuz? Yoksa sadece, maddi kazanıma odaklı ve halen tartışılan sağlık politikasının beslediği bir sağlık kuruluşu musunuz?

Sosyal medyadaki paylaşımlar,  yaptırım uygulamasına karşı çıkan Tokatlılar olduğu gibi, hastanenin sağlık hizmetlerinden mağdur olanların da varlığını gösterdi. Acaba bu tür yorumları da dikkate aldınız mı? Mağduriyet yaşadıklarını söyleyen bu hasta ve hasta yakınları ile iletişime geçmek, onlardan aldığınız geri dönüşlerle hastanenizde bir takım iyileştirmeler yapmak aklınıza geliyor mu? Yoksa bu tür çalışmaları zaman ve para kaybı olarak mı görüyorsunuz?

Gelelim Bakanlığın aldığı karara…

Özel Hastane Yönetmeliği’nin 64. Maddesinin (Değişik: RG-1/7/2014-29047)  (d) bendi gereğince; “Sağlık hizmeti alanların tedavilerini olumsuz etkileyecek durumların ortaya çıkması halinde bu durum ortadan kaldırılana kadar, Bakanlığın kararı üzerine Valilikçe özel hastanenin tamamında faaliyeti durdurulur” denilmektedir. Bakanlık da gereğini yapmış ve hastanenin faaliyetlerini geçici olarak durdurmuş. Başka ne yapmasını bekleniyordu? Bu yönetmelikten bu hastanenin yönetimi haberdar değil miydi de fırtına koparmaya çalıştılar?

Peki, “hastane kapatıldı” yaygarası koparılması da neyin nesi? Algı yönetimi değilse nedir? Çünkü hastanenin faaliyetlerine devam edeceği süreye kadar geçecek olan zaman diliminde hastane normal olarak para kazanamayacak ama çalışanlarının özlük haklarını karşılayacaktır. Bu ne demek? Hastane çalışanlarına “ücretlerinin” hastane ortaklarının cebinden ödenmesi demek…

Elbette bu durum hastanenin mali akışında kesintilere neden olacaktır. Ortakları açısından hoş bir durum değil. Ancak özel sağlık kuruluşu yatırımı yapanlar ve yönetimleri,  eğer ceplerinde akrep yoksa bu tür mali akış kesintilerine hazırlıklı olmaları gerekir/gerekirdi. Hastane yönetiminin bu konuda şikâyet etmeye, kamuoyunu “hastane kapatılıyor, 350- 500 çalışan mağdur olacak” söylemiyle yanlış yönlendirmeye hakkı yoktur. Hastane yönetimi, bir yönetim zafiyeti de içeren konunun bir an önce sonucu ulaştırılması için yetkililere yardımcı olmalı, bu süreçte çalışanların mağduriyetine imkân vermeyecek bir tutum sergilemeliydi.

Yanlış anlaşılmasın, bu hastane özelinde söylemiyorum, genel anlamda ifade ediyorum, bir özel sağlık kuruluşunda hasta kabulü durduruldu bahanesinin arkasına sığınarak, çalışanlarının mağdur edilmesine neden olunması hastanenin, hastane yöneticilerinin ve de ortaklarının çeşitli senaryolara hazır olmadıklarına, sağlık sektörünün özellikli bir sektör olduğunu göz ardı ederek sadece kar odaklı çalışma arzusunda olduklarına ve hastanede bir yönetim zafiyeti olduğuna işaret eder.

Bir de şu var. Bu hastanenin faaliyetlerinin durdurulması “ortak ya da ortaklarının CHP’li” olmasına bağlanarak, yaşanan olayı başka yöne çekmeye yönelik paylaşımlar da oldu. Hiç kuşku yok ki AKP siyasal iktidarı sütten çıkmış ak kaşık değildir. Ancak bugüne kadar siyasal iktidarla ilgili kamuoyuna yansıyan tek bir muhalefetine ve eleştirisine tanık olmadığımız bu hastanenin yerel ortak/ortaklarının siyasal iktidar tarafından cezalandırıldığını ima etmek tutarlı bir mazeret değildir. Kaldı ki, bu hastanenin sahibinin AKP’ye yakınlığı bilinen bir husus.

Fatih Altaylı yazdı. Medical Park hastanelerinin sahibi Muharrem Usta görüntülere açıklık getirerek, “Bir hastabakıcı, belli ki hastadan iğreniyor. Yüzündeki bizim sekresyon dediğimiz sıvıyı temizleyecek ama bunu son derece çirkin, terbiyesiz, kaba biçimde yapıyor. Hastanın yüzünü oradaki çarşafla temizliyor. Görüntülerin tamamı izlendiğinde bir işlem yaptığı ama bu işlemi çok çirkin biçimde yaptığı belli. Tabii ki, kabul edilebilir bir durum değil. Hasta ile alay edilme, hastayı küçük düşürme söz konuş değil. Sadece bir çalışanın kötü muamelesi var ve biz anında bu çalışanları işten çıkarmışız. Başka ne yapabilirdik ki” diyor.  

Pes yani! Başka ne olacaktı ki? Biraz daha zorlasalar sanıldığı kadar kötü bir şey yaşanmadığına bizi ikna edecekler, “kötü muameleye maruz kalan” hastayı suçlu çıkaracaklar. Peki, “kötü muameleye”  maruz kalan hasta ve hasta yakınları için yapılan bir gönül alma, özür var mı? Elbette kuru kuru kurbanın olayım takır takır önünde öleyim türünden değil. Örneğin bu olaya maruz kalan hasta ve varsa yakınları ziyaret edilip bir maddi tazminat ödemesi gerçekleşti mi?

Ha bir de bu hastanenin faaliyetlerinin “tekel sigara fabrikasının kapatılması” ile ilişkilendiren bir zevat da oldu ki, akla zarar!

Gerek bu ilişkiyi kuran zevata, gerekse “hastanemize dokunmayın” diyerek sosyal medya fenomeni olan meslek örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve sade yurttaşlara, 68 bin üyesi olan Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin 2 yıldan fazla süredir kayyum elinde olmasına, bu kooperatifin genel kurulunun yapılarak gerçek sahiplerine; çiftçilere neden teslim edilmediğini niçin sorup sorgulamadıklarını, neden ses vermediklerini de sormak isterim.

Özetle; Tokatta birlik olmak, sorunlarımızın çözümü için gereklidir ancak bu tür olaylar karşısında yerellik duygusuyla savunmaya geçmekten çok hataları, yapıcı tümcelerle dile getirmek daha uygun bir davranış biçimidir. Çocuğunun hatasını bilen ama bunu başkaları dillendirince bozulan, kızan anne-baba gibi davranamayız. Bir kurumda yanlış olan bir şeyler yaşanmışsa, bir daha yaşanmaması için gerekli uyarıları yapıcı cümlelerle ama en üst perdeden yapabilmeliyiz.  Gelişmenin yolu hatalardan ders çıkarmak ve hatalara yönelik eleştirileri bir tür hediye olarak kabul etmekten geçer.

Bu hastanenin yerel ortaklarından bir doktor, 22 Kasım 2022 de yaptığı bir sosyal medya paylaşımında “Yapmadıklarımızdan da sorumluyuz” diyor.

İşte tüm yaşananlar bu sözde saklıdır.

İlgili Yazılar

Tarihi Hıdırlık Köprüsü restorasyon çalışmaları devam ediyor

TOKATtan Haber

9 anketin ortalamasında AKP ve MHP’ye kötü haber

TOKATtan Haber

Umudumuz cov 19, Hurafe, din anlayışını nasıl bozdu?

TOKATtan Haber

Yorum Yaz