Tokat’ta faaliyet gösteren Yeni Hayat Evleri Kooperatifi’nin Başkanı Osman Destebaşı, yaşanan gelişmelere dair kamuoyuna seslendi.
Açıklamasında, görev süresi boyunca hukuktan sapmadığını, emeğe ve hakka saygıdan taviz vermediğini belirten Destebaşı, görevinden uzaklaştırılma sürecinin perde arkasıyla ilgili çarpıcı ifadeler kullandı.
Osman Destebaşı’nın açıklamaları şöyle:
“Savcının Kanunsuz Talebini Reddedince, evime şafak operasyonu düzenleyip, mahkeme kararı olmadan hesaplarıma bloke koydu. Bir yargıcın iddiasıyla ülkemizde adalete güven yüzde yirmilere düştü. İnsanlar bunun sebebini yürütülmekte olan siyasi davalar zannediyor. Oysa Anadolu adliyelerinde yurdum insanı ne vahim durumlar yaşıyor. Ruhsatsız bir binada oturan Cumhuriyet Savcısı bu binadan taşınmak için benden kendisine özel yol açmamla alakalı haksız talepte bulunuyor. Ben kabul etmeyince komşularının takıldığı pasta hanedeki kahvehane muhabbetlerinin coşkusu ile görevini kötüye kullanarak, kin ve husumetle işini yaptığımız kooperatife, şahsıma ve firmama operasyon düzenliyor, mahkeme kararı olmadan hem şahsımın hem şirketimin hem de kooperatif hesaplarına bloke koyuyor. Bir sürü şantaja, tehdide boyun eğmeden bin bir emek ile hem de hayatımın felaketini yaşadığım bir dönemde bataktan çıkardığım kooperatifi resmen devlet eliyle yeniden batağa sürüklüyor.
Dört yüz yetmiş dairedeki pay sahiplerine fikri soruldu mu acaba?
Ben buraya Anadolu Basın Yayın Birliği Genel Başkan Yar. Gazeteci Yakup ORAKÇI’ nın ‘komşularım mağdur oraya bir el at’ ricası ile girdim.
Baştan beri bu kooperatife atıl ve hurda mallarını yaklaşık kırk daire karşılığı fatura edip, kalan borçlarına kooperatife ödetip, kooperatifin arsa sahibi olduğu yaşam konutlarının da ince işlerini bitirmeden yüz üstü bırakıp, tabiri caiz ise kooperatifin belini kırıp giden ilk müteahhit beni oradan uzaklaştırmak için yoğun mücadele etti.
Kooperatife bilirkişi raporlarında yirmi milyon TL civarı borcu var iken kooperatif üyelerinin tapularına kırk milyon TL civarı haciz koyan bu haciz üzerinden kooperatife olmadık icralar yapan aleyhlerine menfi tespit davası açtığım için benden önceki müteahhit de beni orada hiç istemedi. Bu kooperatifte bu iki müteahhidin gölgesinden nemalanan çakal takımı da beni istemedi. Otuz bin dolar civarında bedavaya yakın bedel ile daire satın alıp oturan insanlar, diğer üyeler ile ödemelerin eşitlenmesini istediğim ve haklarında dava açıp ilk derece mahkemelerinde davaları kooperatif lehine sonuçlanan bedavacılar da beni hiç istemedi. Her genel kurulda divan başkanı olarak kararlar alan, ama alınan kararların kendilerine uygulanmasını istemeyen, kendilerini toplumda bir halt zannedip ayrıcalık talep eden müptezel tipler de beni istemedi. Mesken den çevirip iş yeri yaptığı daireyi ruhsatsız olarak kullanan bakkal çakkal türü kişilerde beni istemedi. Bunlar tamam da Sibirya soğuğu binada oturduğu halde gelip kaloriferini yaptığım yetmiş daire, yüzde doksan oranında içini bitirdiğim iki yüz kırk daire, on bir bin metre kare inşaat yaparak karkasını devam ettirdiğim yüz atmış daire yani toplam dürt yüz yetmiş dairedeki pay sahiplerine fikri soruldu mu acaba.
Ben gelene kadar hiç para tahsil edememiş, Vakıfbank, Maliye , SGK, Belediye gibi kamu alacaklı yetkililerine fikri soruldu mu acaba? Veya bir bilirkişiye yukarıda saydığım dört yüz daireye yapılan işlemler otuz beş milyon TL ile yapılıp hem de dolandırıcılık nasıl yapılır, bu mucize nasıl gerçekleştirilir diye soruldu mu?
Yağ koksa, yara koksa, et koksa tuzlarız. Ya tuz kokarsa ne yaparız?
Bunların hiç birini yapmadan savcılığa gelen şikâyetlerde benim ile ilgili hiçbir iddia yok iken bir şafak operasyonu ile evim ve şirketim neden aranıp, mahkeme kararı olmadan hesaplarıma neden bloke konuldu. Bunun adını hukuki süreç veya soruşturma mı koyacağız. Sonuçta kamu alacakları mı kazandı, üye mi kazandı, hukuk mu kazandı? Savcılığın yaptığı bu operasyonla bütün yöneticileri istifa eden bu kooperatife yeni gelecek yönetim seçildikleri gün üzerlerine on üç milyon kamu haczi konulacağını bile bile bu kooperatifin yönetimine girmek isterler mi?
Her gün takıldığın pastahane de para yenildiğini büyük yolsuzluklar olduğunu sana telkin edenler ile benim ifademe başvurmadığın halde dosyada şüpheli sıfatında olanlar ile resmi olmayan görüşmelerinizde bir sorsanız kooperatifte para yenme işi neden bitti neden kimse gelip olmuyor, çünkü bu hezeyanları ortaya atanlar ya kooperatiften ayrıcalık talep edenler yada borç ve benzeri yükümlülüklerini yeri getirmeyenlerdir. Yağ koksa, yara koksa, et koksa tuzlarız. Ya tuz kokarsa ne yaparız. İşte Anadolu insanına uygulanan hukuk, işte sonuçları. Dört yüz umutsuzluğa düşmüş pay sahibi, yaklaşık altı yüz milyon TL zarar, yaklaşık yüz elli milyon TL kamu alacağının batması.