Kadir Özbilgin Köşe Yazıları Manşet Tokattan

Tokat Belediyesi tarım arazilerinin imara ve yapılaşmaya açılması ısrarından bir an önce vazgeçmelidir. (6)

Yazı dizimizin sonuna geldik.

Değerli okurlar, umarım ve dilerim tehlikenin farkına varmışsınızdır.

Çünkü Tokat’ta tarım arazilerimizin karşı karşıya bulunduğu en önemli tehdit, tarım alanlarının amaç dışı kullanımını önlemekle görevli Tokat İl Toprak Koruma Kurulu marifetiyle ve Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu’nun ısrarıyla, imara yani yapılaşmaya ve betonlaşmaya açılmasıdır.

Bu bakımdan, yasa kapsamında, toprak ve tarım alanlarının yerel ölçekte korunması için kurulan Toprak Koruma Kurulları ’ndan birisi olan Tokat İl Toprak Koruma Kurulu ve bu kurulun aldığı kararlar, Tokat’ın geleceğini düşünen duyarlı Tokatlılar tarafından yakından takip edilmelidir.

Yakından takip edilmelidir ki, Tokat Büyük Ova koruma alanı içerisinde bulunan tarım arazileri ile diğer ovalardaki tarım arazilerinin bu kurul marifetiyle ve belediyelerin ya da betonlaşmanın cazibesine katılanların aç gözlülüğüyle imara açılması girişimleri engellenmeli ve Tokat kamuoyuna ifşa edilmelidir.

Esasen bu kuruldaki kamu ağırlığı azaltılmalı, sivil toplum kuruluşlarının ağırlığı ve sayısı artırılmalıdır.

Ancak bu şekilde kurulda bulunan valinin aldığı pozisyona göre pozisyon alan ve valinin kararı istikametinde ya da siyasi nedenlerle oy kullanan üyelerin varlığından kurtulabilir ve tarım arazilerimizin geleceğini kurtarabiliriz.

TEMA’ nın da belirttiği gibi artık “kentler birer yaşam alanımız haline geldi. Tüketim ve yaşam biçimlerimizi belirleyen temel unsurlara dönüştü. Dolayısıyla, nasıl bir kent istediğimiz aslında nasıl bir hayat sürmek istediğimiz ile doğrudan ilişkili bir hale geldi.”

Bu nedenle de Tokat’taki il ve ilçe belediyeleri Anayasamız ile garanti altına alınan “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkı” konusunda üstlerine düşeni yapmalı, tarım arazilerimizin korunması için canla başla, samimiyetle ve sürdürülebilir biçimde çalışması gerekmektedir.

Belediye başkanları ve hatta yerel yönetimler türlü bahaneler ileri sürerek, şehirlerini geliştirmek istediklerini söyleyerek tarım arazilerini imara; dolayısıyla da yapılaşmaya açma girişimlerinden kesinlikle vaz geçmelidirler.

Yaşadığı kente ve kente yaşayanlara değer veren bir belediye başkanı, TEMA’ nın farkındalık oluşturmak için yayınlarında vurguladığı gibi “tarım arazilerinin, doğal ve kültürel kimliklerin, yeşil alanların korunması, atık yönetimi yaparak çevreyi koruması, iklim değişikliğine uyum sağlaması, sürdürülebilir ulaşımı geliştirmesi, kentsel altyapıyı geliştirmesi, kenti sağlıklı geliştirmesi, paydaşların karar süreçlerine katılımını sağlaması, kırsal kalkınmayı desteklemesi ve ekolojik okuryazar bir belediye oluşturulması için uğraş vermelidir.” Tarım arazilerini imara açarak yapılaşmaya ve betonlaşmaya yol açmak için değil.

Birazcık okuryazarlığı olan herkes tarım arazilerini imara açmakla şehrini ve insanlarını geliştiremeyeceğini bilir.

Tokat Belediyesi’nin asli görevi ve sorumluluğu Tokat’taki tarım arazilerinin imara ve yapılaşmaya açılmasını sağlamak değil, tarım arazilerinin imara açılmasını ve çevre sorunları oluşmadan önlemesi, çevresel katılım ilkesini benimsemesi, ekosisteme zarar verebilecek projeleri engellemesi veya değiştirilmesi yönünde adımlar atmasıdır.

Ancak görülüyor ki, Tokat Belediyesi ve yönetimi ekolojik okur yazar bir belediye oluşturmanın ne anlama geldiğinden habersizler ve tarım arazilerinin imara ve yapılaşmaya açılmasını “Tokat’ın gelişmesi” zannediyorlar.

Ekoloji okuryazarlığı, varlığıyla gurur duyduğumuz TEMA tarafından “yeryüzünde ve ‘elbette Tokat’ta’ hayatı mümkün kılan doğal süreçleri anlamak ya da doğaya yönelik bilgi, beceri, tutum, değer ve anlayış sergilemesi” olarak tanımlanıyor.

Bunlar cafcaflı sözler değildir. Ekoloji okuryazarlığı bireyde doğa bilincinin oluşmasını, doğanın ilkelerini öğrenmesini ve doğayla iletişim kurmasını sağlar. Belediyeler başta olmak üzere, yerel yönetimler de doğayla uyumlu kentler yaratabilecek en önemli karar alıcı organlardır. Doğayla uyumlu, sürdürülebilir kentler yaratmak öncelikle belediyelerdeki yöneticilerin ve çalışanların doğayı anlayıp, doğanın parçası olduklarını fark etmeleri ile gerçekleşebilir.

Birleşmiş Milletler Aarhus Sözleşmesi (2011) ile “şimdiki ve gelecekteki kuşakların” sağlıklı bir çevrede yaşaması için çevresel bilgiye erişimi, karar alma sürecine halkın katılımı ve yargıya başvuru hakları güvence altına alınmaktadır.

Türkiye Aarhus Sözleşmesine henüz taraf olmasa da başta Tokat Belediyesi olmak üzere, yerel yönetimler Aarhus Sözleşmesi’nin çevresel demokrasi anlayışını uygulayabilir, kapalı kapılar arkasında tarım arazilerinin imara açılması için karar almak yerine, halkın ve paydaşların sürece katılımını sağlayacak mekanizmaları etkin şekilde uygulayabilirler.

Örneğin neden Tokat İl Toprak Koruma Kurulu toplantıları halkın katılımına açık değildir. Neden buraya gelen imar talepleri hakkında önceden halkımız bilgilendirilmiyor?

Vatandaş Kadir Özbilgin olarak, çevre sorunlarının oluşmadan önlenebilmesi için, belediyeler başta olmak üzere, yerel yönetimlerin çevresel katılım ilkesini benimsemesini, ekosisteme zarar verebilecek projelerin engellenmesi veya değiştirilmesi ve tarım arazilerin türlü bahane ve oyunlarla imara, yapılaşmaya açılmaması yönünde adımlar atmasını talep ediyorum.

Tokatlı ya da Tokatlı olmayan ama bu talebe katılan vatandaşlarımızı da Tokat Belediyesi’ne çağrı yapmaya davet ediyorum.

Bu davet aynı zamanda, Tokat’ın geleceğinden sorumlu olan Tokat Belediye Başkanına, diğer ilçe belediye başkanlarına, yarı kamusal meslek örgütlerine ve Tokat milletvekillerinedir

Tokat’ın yarını olmayan günlere kalmasına izin vermeyelim.

Lütfen, lütfen!

İlgili Yazılar

Araştırma: Türkiye’de ortalama mutfak masrafı 945 lira

TOKATtan Haber

Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?

TOKATtan Haber

Zile VENİ VİDİ VİCİ Müzesi’nde çalışmalara başlandı.

TOKATtan Haber

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.